Bir evin bittiği an hangisidir? Son fayansın yapıştığı an mı, geçici kabul tutanağının imzalandığı an mı? Bizim için ikisi de değil. Bir ev, o evde emeği olan herkes gönül rahatlığıyla oradan ayrıldığında biter.
Bu yüzden her çalışmanın sonunda aynı şeyi yapıyoruz: sofra kuruyoruz. Aylarca o evin duvarlarında, çatısında, tesisatında emeği olan ustalar ile evin sahibi aynı masaya oturuyor. Yemek yeniyor, hikâyeler anlatılıyor; şantiyenin zor günleri artık gülünecek anılara dönüşmüş oluyor. Ve iş, hep birlikte helalleşilerek teslim ediliyor.
Neden helalleşme?
İnşaat, doğası gereği gerilimli bir iştir. Beklentiler, süreler, bütçeler... Aylar boyunca onlarca insanın emeği ve tek bir ailenin hayali aynı duvarların içinde birikir. Helalleşme, bu birikimin temiz bir sayfayla kapanmasıdır: usta alın terini helal eder, işveren emeğin karşılığını gönül rahatlığıyla verdiğini söyler.
Bu geleneğin bir de görünmeyen tarafı var: ustalar için. Yapılan işin sahibi tarafından görülmesi, teşekkürün yüz yüze söylenmesi, bu mesleğin parayla ölçülmeyen karşılığıdır.
"Bu işin karşılığı parayla ölçülmez." (Sayim Akdeniz)
Elmalı Evi'nde bir sofra
Son helalleşme yemeğimizi, Aga Khan Mimarlık Ödülleri finalisti Elmalı Evi'nin teslimi sonrasında gerçekleştirdik. O günün kaydını ana sayfamızdaki Helalleşme bölümünde izleyebilirsiniz.
Bir gün sizin evinizin sofrasında da buluşmak dileğiyle.